Yâsin Sûresi, Tecvitli Okunuşu ve Meâli
 

Yâsin Sûresi, Tecvitli Okunuşu ve Meâli

Yâsin Sûresi, Tecvitli Okunuşu ve Meâli Okuma Kuralları â, â, î ve û harfleri, uzatılarak okunur. [k]h, hırıltılı he demektir. Transkripsiyonda harfler olduğu gibi değil; tecvit kurallarına göre uğradığı değişime göre yazılır. Örneğin N-B M-B, N-R R-R, N-M M-M şekline dönüşmesi gibi.

Sayfa 1

Bismillâhirrahmânirrahîm.

Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla...

1. Yâsîn.

Yâsîn.

2. Vel kur'ânil hakîm

O hikmet dolu Kurân'a yemîn ederim ki,

3. İnneke leminel murselîn.

Sen (Habîbim), hiç şübhesiz (Hak tarafından) gönderilen (peygamber)lerdensin.

4. Alâ sırâtim-müstagîm.

Dosdoğru bir yol üzerindesin.

5. Tenzîlel azîzir-rahîm.

(Bu Kurân) yegâne gâlib, çok esirgeyici (Allah)'nin indirdiği (bir kitab)dır.

6. Litunzira gavmem-mâ unzira âbâuhum fehum ğâfilûn.

(Bunun) hikmeti de (yakın) ataları azâb ile korkutulmamış, bu yüzden kendileri gaflet içinde kalmış olan bir kavmi (onunla) korkutmandır.

7. Legad haggal gavlü alâ ekserihim fehum lâ yu'minûn.

Andolsun ki onların çoğunun üzerine azap sözü hak olmuştur. Onlar, imana gelmezler.

8. İnnâ cealnâ fî ağnâgihim ağlâlen fehiye ilel ezgâni fehum mugmehûn.

Çünkü biz onların boyunlarına kelepçeler geçirmişiz. O kelepçeler çenelerine dayanmıştır da burunları yukarı, gözleri aşağı somurtmaktadırlar.

9. Vecealnâ mim-beyni eydîhim seddev-vemin [k]halfihim sedden feağşeynâhum fehüm lâ yubsirûn

Biz hem önlerinden bir sed, hem arkalarından bir sed çektik. Böylece onları sarıverdik. Artık görmezler.

10. Vesevâun aleyhim eenzertehum emlem tünzirhum lâ yu'minûn.

Onları korkutsan da korkutmasan da onlara göre birdir, inanmazlar.

11. İnnemâ tunziru menittebeaz-zikra ve [k]haşiyer-rahmâne bil ğayb. Febeşşirhu bimağfirativ-veecrin kerîm.

Sen ancak Kur'ân'a tabi olan ve görünmediği halde Rahman olan Allah'tan korkan kimseyi sakındırırsın. İşte onu bir bağışlanma ve çok şerefli bir mükafatla müjdele.

12. İnnâ nahnü nuhyil mevtâ venektubu mâ gaddemû ve âsârahum. Ve külle şey'in ehsaynâhu fî imâmim-mubîn.

Onları korkutsan da korkutmasan da onlara göre birdir, inanmazlar.

Sayfa 2

13. Vadriblehüm meselen eshâbel garyeh. İz câehel murselûn.

Sen onlara, o şehir halkını örnek ver. Hani oraya peygamberler gelmişti.

14. İz erselnâ ileyhimusneyni fekezzebûhumâ feazzeznâ bisâlisin fegâlû innâ ileyküm murselûn.

Hani biz onlara 2 peygamber göndermiştik, fakat onlar ikisini de yalanlamışlardı. Biz de (onları) üçüncü bir peygamberle destekledik. Onlara: "Şüphesiz ki biz size gönderilmiş elçileriz." dediler.

15. Gâlû mâ entum illâ beşerum-mislunâ. Vemâ enzelerrahmânu min şey'. İn entum illâ tekzibûn.

Onlar da: "Siz bizim gibi insandan başka birşey değilsiniz, hem Rahman olan Allah, hiçbir şey indirmedi. Siz sadece yalan söylüyorsunuz." dediler.

16. Gâlû Rabbûne yağlemu innâ ileykum lemurselûn.

Peygamberler dediler ki: "Rabbimiz biliyor ki biz gerçekten size gönderilmiş elçileriz."

17. Vemâ aleynâ illel belâğul mubîn.

"Bize düşen de sadece apaçık tebliğdir."

18. Gâlû innâ tetayyernâ bikum. Leil-lem tentehû lenercumennekum veleyemessennekum minnâ azâbun elîm.

Onlar dediler ki: "Herhalde biz sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. Eğer bu işten vazgeçmezseniz, andolsun ki, sizi hiç tınmadan taşlarız ve mutlaka bizden size pek acıklı bir azab dokunur."

19. Gâlû tâirukum meaküm. Ein zukkirtum. Bel entüm gavmum-musrifûn.

Peygamberler de şöyle cevap verdiler: "Sizin uğursuzluğunuz beraberinizdedir. Size öğüt verildi diye mi (uğursuzluğa uğradınız)? Doğrusu siz israfı âdet etmiş bir kavimsiniz."

20. Vecâ emin egsal medîneti raculuy-yes'â gâle yâ gavmittebiul murselîn.

O sırada şehrin ta ucundan bir adam koşarak geldi ve: "Ey kavmim! Uyun o elçilere!"

21. İttebiû mel-le yes'elukum ecrav-vehum muhtedûn.

"Uyun sizden hiçbir ücret istemeyen o zatlara ki, onlar hidayete ermişlerdir."

22. Vemâ liye lâ ağbudullezî fetaranî veileyhi turceûn.

"Bana ne oluyor da kulluk etmeyecekmişim beni yaratana? Hep döndürülüp O'na götürüleceksiniz."

23. Eette[k]hizu min dûnihî âliheten iy-yuridnirrahmânu bidurril-lâ tuğni annî şefâatuhum şey'ev-velâ yungizûn.

"Hiç ben O'ndan başka ilâhlar edinir miyim? Eğer O Rahman, bana bir zarar dileyecek olsa, onların şefaati benden yana hiçbir şeye yaramaz ve onlar beni kurtaramazlar."

24. İnnî izel-lefî dalâlim-mubîn.

"Şüphesiz ki ben, o zaman apaçık bir sapıklık içinde olurum."

25. İnnî âmentu birabbikum fesmeûn.

"Şüphesiz ki ben, Rabbinize iman getirdim, gelin dinleyin beni."

26. Gîled[k]hulil cenneh. Gâle yâ leyte gavmî yağlemûn.

(Sonra ona) "haydi gir Cennet’e!" denildi. O da dedi ki: "Ne olurdu kavmim bilseydi!"

27. Bimâ ğaferalî rabbî vecealenî minel mukremîn.

"Rabbimin beni bağışladığını ve beni kendilerine ikram edilen kullarından kıldığını."

Sayfa 3

28. Vemâ enzelnâ alâ gavmihî mim-bağdihî min cundim-mines-semâi vemâ künnâ munzilîn.

Biz arkasından kavminin üzerine bir ordu indirmedik, indirecek de değildik.

29. İn kânet illâ sayhatev-vâhideten feizâhum [k]hâmidûn.

Sadece bir gürültü oldu, onlar da hemen sönüverdiler.

30. Yâ hasraten alel ibâd. Mâ ye'tîkum mir-rasûlin illâ kânû bihî yestehziûn.

Yazıklar olsun o kullara ki, kendilerine glen her bir peygamberle mutlaka alay ediyorlardı.

31. Elem yerav kem ehleknâ gablehum minel gurûni ennehum ileyhim lâ yerciûn.

Görmediler mi ki, kendilerinden önce birçok kuşakları helak etmişiz. Onlar artık kendilerine dönüp gelmiyorlar.

32. Ve’in küllül-lemmâ cemîul-ledeynâ muhdarûn.

Onların hepsi toplanıp, sadece bizim huzurumuza getirilmişlerdir.

33. Ve âyetül-lehümül erdul meyteh. Ehyaynâhâ ve ek[h]racnâ minhâ habben feminhu ye'kulûn.

Hem bir delildir onlara ölü toprak. Biz ona hayat verdik ve ondan taneler çıkardık da ondan yiyip duruyorlar.

34. Vecealnâ fîhâ cennâtim-min na[k]hîliv-ve ağnâbiv-ve feccernâ fîhâ minel uyûn.

Biz orada hurmalıklardan, üzüm bağlarından bahçeler yaptık. İçlerinde pınarlardan sular fışkırttık.

35. Liye'kulû min semerihî vemâ amilethu eydîhim. Efelâ yeşkurûn.

(Bunu), Onun ürününden ve kendi elleriyle yaptıklarından yesinler diye (yaptık). Hâlâ şükretmeyecekler mi?

36. Subhânellezî [k]halegal ezvâce küllehâ mimmâ tünbitül erdu ve min enfusihim ve mimmâ lâ yağlemûn.

Yerin bitkilerinden, kendi nefislerinden ve daha bilemeyecekleri şeylerden bütün çiftleri yaratan Allah'ın şanı ne yücedir.

37. Ve âyâtül-lehumul-leyl. Nesla[k]hu minhun-nehâra feizâhüm muzlimûn.

Gece de onlara bir delildir. Biz ondan gündüzü soyar çıkarırız, bir de bakarlar ki karanlığa dalmışlar.

38. Veşşemsu tecrî limustegarril-lehâ. Zâlike tagdîrul azîzil alîm.

Güneş de bir delildir ki kendi yolunda akıp gidiyor. İşte bu çok güçlü ve her şeyi bilen Allah'ın takdiridir.

39. Vel gamera gaddernâhu menâ zile hattâ âde kel urcûnil gadîm.

Ay'a gelince, ona menziller atadık. Sonunda o eski hurma salkımının çöpü gibi (yay haline) dönmüştür.

40. Leşşemsu yembeğî lehâ en tudrikel gamera velelleylu sâbigun-nehâr. Ve küllün fî felekiy-yesbahûn.

Ne güneşin aya çatması yaraşır, ne de gece gündüzü geçebilir; onların her biri kendi yörüngesinde yüzerler.

Sayfa 4

41. Veâyetül-lehüm ennâ hamelnâ zürriyyetehum fil fulkil meşhûn.

Onlar için bir delil de bizim, onların soyunu dolu bir gemide taşımamızdır.

42. Ve [k]halagnâ lehum mim-mislihî mâ yerkebûn.

Yine kendileri için onun gibi binecek şeyler yaratmamızdır.

43. Vein neşe' nuğrighum felâ sarî[k]ha lehum velâhum yungazûn.

Eğer dilesek onları boğarız da o zaman ne onların feryadına yetişen bulunur, ne de onlar kurtarılır.

44. İllâ rahmetem-minnâ ve metâan ilâhîn.

Fakat tarafımızdan bir rahmet ve bir zamana kadar yaşatmak başka..

45. Ve izâ gîlelehümüt-tegû mâ beyne eydîküm vemâ [k]halfeküm leallekum turhamûn.

Durum böyle iken onlara: "Öünüzdekinden ve arkanızdakinden korkun ki size rahmet edilsin" denildiği zaman,

46. Vemâ te'tîhim-min âyetim-min âyâti rabbihim illâ kânû anhâ muğridîn.

Ve kendilerine Rablerinin âyetlerinden herhangi bir âyet geldiği zaman mutlaka ondan yüz çevirirler.

47. Ve izâ gîlelehum enfigû mimmâ razegakumullâhu gâlellezîne keferû lillezîne âmenû enut imu mel-lev yeşâullâhu et ameh. İn entüm illâ fî dalâlim-mubîn.

Onlara: "Allah'ın size rızık olarak verdiği şeylerden hayra harcayın" dendiği zaman, o kâfirler, müminler için: "Allah'ın dileyince doyurabileceği kimseyi biz mi doyuracağız? Siz apaçık bir sapıklık içinde değil de nesiniz?" dediler.

48. Ve yegûlûne metâ hâzel vağdu’in küntüm sâdigîn.

Yine onlar: "Eğer doğru söylüyorsanız bu (kıyamet) vaadi ne zaman?" diyorlar.

49. Mâ yenzurûne illâ sayhatev-vâhideten te'[k]huzûhum vehum ye[k]hissimûn.

Onlar sadece 1 tek çığlığa bakıyorlar, bir çığlık ki, onlar çekişip dururken kendilerini yakalayıverir.

50. Felâ yestetîûne tavsiyetev-ve lâ ilâ ehlihim yerciûn.

O zaman bir vasiyette bile bulunamazlar. Ailelerine de dönemezler.

51. Venufi[k]ha fissûri feizâ hüm minel ecdâsi ilâ rabbihim yensilûn.

Sûr'a üfürülmüştür, bir de ne baksınlar kabirlerinden Rablerine doğru akın ediyorlar.

52. Gâlû yâ veylenâ mem-beasenâ mim-mergadînâ. Hâzâ mâ veader-rahmânuve sadegal murselîn.

Onlar: "Eyvah başımıza gelenlere! Mezarımızdan bizi kim kaldırdı? O Rahmân'ın vaat buyurduğu işte bu imiş. Gönderilen peygamberler de doğru söylemişler" derler.

53. İn kânet illâ sayhatev-vâhideten feizâ hum cemîul-ledeynâ muhdarûn.

Başka değil, sadece 1 tek çığlık olmuş, derhal hepsi toplanmış huzurumuza getirilmişlerdir.

54. Felyevme lâ tuzlemu nefsun şey en velâ tuczevne illâ mâ küntüm tağmelûn.

Artık bugün hiç kimseye zerre kadar zulmedilmez. Fakat yaptıklarınızın cezasını çekeceksiniz.
Sayfa 5

55. İnne eshâbel cennetil yevme fî şuğulin fâkihûn.

Gerçekten cennetlik olanlar bugün bir meşguliyet içinde zevk etmektedirler.

56. Vehum ezvâcuhum fî zilâlin alâl erâiki muttekiûn.

Kendileri ve eşleri, gölgelerde koltuklar üzerine kurulmuşlardır.

57. Lehum fîhâ fâkifetuv-velehum mâ yeddeûn.

Onlara orada bir meyve vardır. İsteyecekleri her şey onlarındır.

58. Selâmun gavlem-mir-rabbir-rahîm.

(Onlara) Rahîm olan Rab'den "selâm" sözü vardır.

59. Vemtâzûl yevme eyyühel mucrimûn.

Ey günahkârlar! Bugün siz bir tarafa ayrılın.

60. Elem ağhed ileykum yâ benî âdeme el-lâ tağbuduş-şeytân. İnnehû leküm aduvvum-mubîn.

"Ey Âdemoğulları! Şeytana tapmayın, o size apaçık bir düşmandır."

61. Ve eniğbudûnî. Hâzâ sırâtum-mustagîm.

"Ve bana kulluk edin, doğru yol budur, diye size and vermedim mi?" (buyurulacak)

62. Velegad edalle minküm cibillen kesîrâ. Efelem tekûnu tağgilûn.

Böyle iken o sizden birçok soyları yoldan çıkardı. Ya o zaman düşünmüyor muydunuz?

63. Hâzihî cehennemulletî küntüm tûadûn.

İşte bu size vaat edilen cehennemdir.

64. İslev hel yevme bimâ küntüm tekfurûn.

Bugün yaslanın ona bakalım inkâr ettiğiniz için.

65. Elyevme na[k]hyimu alâ efvâhihim ve tukellimunâ eydîhim ve teşhedû erculuhum bimâ kânû yeksibûn.

Bugün biz onların ağızlarını mühürleriz de neler kazandıklarını bize elleri söyler, ayakları da tanıklık eder.

66. Velev neşâu letamesnâ alâ ağyunihim festebegus-sırâta feennâ yubsirûn.

Hem dileseydik gözlerini üzerinden silme kör ediverirdik de yola dökülürlerdi. Fakat nereden görecekler?

67. Velev neşâu lemasehnâhum alâ mekânetihim femestetâû mudiyyev-velâ yerciûn.

Yine dileseydik oldukları yerde kılıklarını değiştirirdik de ne ileri gidebilirlerdi, ne de geri dönebilirlerdi.

68. Vemen nuammirhu nunejjishu fil [k]halg. Efelâ yağgilûn.

Bununla beraber kimin ömrünü uzatıyorsak, yaratılışta onu (güç ve kuvvetini alarak) tersine çeviriyoruz. Hâlâ akıllanmayacaklar mı?

69. Vemâ allemnâhuş-şiğra vemâ yembeğî leh. İn hüve illâ zikruv-ve gur'ânum-mubîn.

Biz ona şiir öğretmedik. Bu ona yaraşmaz da... O sadece 1 öğüt ve apaçık bir Kur'ân'dır.

70. Liyunzira men kâne hayyev-veyehiggal gavlu alel kâfirîn.

(Bu), diri olanları uyarmak ve kâfirlere de azab sözünün hak olması içindir.

Sayfa 6

71. Evelem yerav ennâ [k]halagnâ lehum mimmâ amilet eydînâ en âmen fehum lehâ mâlikûn.

Şunu da görmediler mi: Biz onlar için kudretimizin meydana getirdiklerinden birtakım hayvanlar yaratmışız da onlara sahip bulunuyorlar.

72. Ve zellelnâhâ lehum feminhâ rakûbuhum ve minhâ ye'kulûn.

Onları, kendilerinin hizmetine vermişiz de, hem onlardan binekleri var, hem de onlardan yiyorlar.

73. Velehum fîhâ menâfiu ve meşârib. Efelâ yeşkurûn.

Onlarda daha birçok çıkarları ve türlü içecekleri de var. Hâlâ şükretmeyecekler mi?

74. Vette[k]hazû min dûnillâhi âlihetel-leallehum yunsarûn.

Onlar, Allah'tan başka birtakım ilâhlar edindiler. Güya yardım olunacaklar.

75. Lâ yestetîûne nasrahum vehum lehum cundum-muhdarûn.

Onların, onlara yardıma güçleri yetmez. Kendileriyse onlar için kimi askerlerdir.

76. Felâ yehzunke gavluhum. İnnâ nağlemu mâ yusirrûne vemâ yuğlinûn.

O halde onların sözleri seni üzmesin. Biz onların içlerini de biliriz, dışlarını da.

77. Evelem yeral insânu ennâ [k]halagnâhu min nutfetin feizâ hüve [k]hasîmum-mubîn.

İnsan, kendisini bir damla sudan yarattığımızı görmedi mi de, şimdi apaçık bir düşman kesildi?

78. Ve darabe lenâ meselev-venesiye [k]halgah. Gâle mey-yuhyil izâme vehiye ramîm.

Yaratılışını unutarak bize bir de mesel fırlattı: "Kim diriltecekmiş o çürümüş kemikleri?" dedi.

79. Gul yuhyîhellezî enşeehâ evvele merrah. Ve hüve bikülli [k]halgin alîm.

De ki: "Onları ilk defa yaratan diriltecek ve o her yaratmayı bilir."

80. Ellezî ceale lekum mineş-şeceril e[k]hdari nâran feizâ entüm minhu tûgidûn.

Size o yeşil ağaçtan bir ateş yapan O'dur. Şimdi siz ondan tutuşturmaktasınız.

81. Eveleysellezî [k]halagas-semâvâti vel arda bigâdirin alâ en-ye[k]hluga mislehum. Bele ve hüvel [k]hallâhul alîm.

Gökleri ve yeri yaratan, onlar gibisini yaratmaya kâdir değil midir? Elbette kâdirdir. Çünkü o her şeyi yaratandır, her şeyi bilendir.

82. İnnemâ emruhû izâ erâde şey en ey-yegûle lehû kün feyekûn.

O'nun emri, bir şeyi dileyince ona sadece "Ol!" demektir. O da hemen oluverir.

83. Fesubhânellezî biyedihî melekûtu külli şey'iv-ve ileyhi turceûn.

O halde her şeyin mülkü ve tasarrufu (hükümranlığı) elinde bulunan Allah'ın şanı ne yücedir. Siz de yalnız O'na döndürüleceksiniz.

YASİN SURESİNİ TECVİTLİ OKU VE DİNLE >>






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
Mesajın:
 
 
13 Ağustos 2008 itibariyle, toplam: 501451 ziyaretçi (1111135 klik) tarafından görüntülenmiştir.

Okuduğunuz "Yâsin Sûresi, Tecvitli Okunuşu ve Meâli" adlı yazı veya videoya link vermek için linkin altındaki kodu kullanabilirsiniz:

 
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1152 x 864 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.