Kültürümüzde Kurân'ın Yeri ve Önemi
 

Kültürümüzde Kurân'ın Yeri ve Önemi

Anadolu'nun Türkleşmesi ve İslamlaşmasında Alp-erenler olarak da adlandırılan: Hoca Ahmet Yesevî, Yunus Emre, Mevlânâ, Hacı Bektaş Veli gibi Türk mutasavvıflarının büyük katkıları olmuştur. Onlar Kurân-ı yaşayarak, halkın anlayacağı bir düzeyde insanlara anlatmışlardır.

Hoca Ahmet Yesevî, sahip olduğu ilmi anlatmada “Hikmet söylemeyi” bir esas almıştır. Bunu yaparken de Kurân-ı Kerîm'de Hz. Muhammed’in vaaz ve irşatlarını içeren hikmetle ilgili ayetlerden yola çıkmıştır. “(Ey Muhammed) sen Rabbinin yoluna hikmet ve güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et” (Nahl sûresi, 125. ayet).

Bir beytinde

“Benim hikmetlerim ferman-ı sübhan,
Okuyup anlasan anlamı Kurân,”

diyen Yesevî hikmetlerinin Allah'ın fermanına dayandığını, okuyup anlayan birisinin de bunların Kurân'ın manası olduğunu göreceğini belirtiyor. Hoca Ahmet Yesevî tasavvuf ehli olmanın yolunun Kurân'ı ve sünneti çok iyi bilip yaşamaktan geçtiğini belirtmiştir.

O halkını eğitirken Türkçeyi tercih etmiş, bu yaklaşımıyla onlara daha iyi ulaşmış, onların İslam'ı anlayıp Müslüman olmalarını hızlandırmıştır. Mevlânâ da bir dörtlüğünde

Bu canım var oldukça ben Kurân'ın kölesiyim
Muhammed Mustafa'nın yolunun tozuyum.
Benden bundan başka söz nakledenler olursa
Hem onu söyleyenden hem o sözden şikayetçiyim

diyen Mevlana, Kurân-ı Kerîm'i en iyi kimin anlayacağı sorusuna da: “Kurân'ı Kerîm'i yaşayan anlar” diye cevap vermektedir. Allah sevgisiyle dopdolu olan Mevlânâ şiirlerinde genellikle Kurân'daki kıssaları, emirleri, hükümleri kullanmıştır. Bunları nükteli bir şekilde işlemiştir.

Yunus Emre, şiirleriyle Anadolu halkının dinî duygu ve düşüncelerine tercüman olmuş, şiirlerinde onların anlayabileceği bir üslup kullanmıştır. Diyebiliriz ki Yunus Kurân'ı kendisine mürşit edinmiştir, Kurânı ve Tasavvufu Türklerin anlayabilmesi için Türkçeleştirme faaliyetinde bulunan mutasavvıflarımızdandır. Bir dörtlüğünde Kurân'la ilgili olarak şöyle demiştir.

Evvel benim, ahir benim
Canlara can olan benim
Ağ üstünde siyah dizen
Ol yazılan Kurân benim.

Hacı Bektaş Veli Kurândan hareketle insana bakan ve insanı hayatın, hizmetin ve dinin mihveri kabul eden bir hizmet ve iman eridir. Hacı Bektaş Veli, Kurân'ın insanı, Allah'ın en sevgili emaneti anlayışını esas alarak yaşadığı dönemdeki Anadolu insanını kucaklamış onlara yeni ufuklar çizmiştir. Bunu Kurâna getirdiği Türkmen yorumuyla yapmıştır.

Bu büyük Allah dostu ve Mânâ-i Kurân olan insanlar, içerisinde bulundukları toplumun nabızlarına göre söylemleri olmuştur. Bunda metotlar farklı olmasına rağmen hepsi Kurân'la hareket etmişlerdir. Türk Milletine Kurân'a nasıl değer verilmesi, anlaşılması, yaşanması, sevgi ve saygı gösterilmesi konusunda bakış açısı kazandırmışlardı






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
Mesajın:
 
 
13 Ağustos 2008 itibariyle, toplam: 318482 ziyaretçi (765369 klik) tarafından görüntülenmiştir.

Okuduğunuz "Kültürümüzde Kurân'ın Yeri ve Önemi" adlı yazı veya videoya link vermek için linkin altındaki kodu kullanabilirsiniz:

 
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1152 x 864 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.